Siğile doğal çözüm.

Siğiller nerelerde görülebilir? Bulaşıcı riski mevcut mıdır? Yayılmadan tedavi edilmesi gereken siğillerin tedavi yolları nelerdir? Bütün bu soruların yanıtları pudra.com'da! Vücutta iyi huylu deri kabartıları şekilde isimlendirilen siğiller sırf bulundukları bölgede görünümü bozmakla kalmayıp, etrafınızdakilere de bulaşarak yayılım gösterebiliyor. özellikle müşterek kullanılan alanlar ve eşyalar aracılığı ile bulaşan siğillerin tedavileri de zaman geçtikçe güçleşiyor. Memorial Şişli Hastanesi Dermatoloji Bölümü’nden Uz. Dr. Tuğba Yüzüak Türe, siğiller ve tedavi yolları ile ilgili bilgi verdi.Tıp dilinde "verruka vulgaris”; kamu içinde "siğil şekilde adlandırılan hastalık, derinin üst tabakasına ve mukozalara yerleşen Hpv (human papilloma virus) enfeksiyonuna bağlı olarak ortaya çıkmaktadır. Toplumun yaklaşık ’unda görülebilir. Çocuklarda ve gençlerde daha çok şekilde gözlenir. Lezyonların görüntüsü yerleştiği bölgelere ve virüsün tipine bağlı olarak değişir. Hpv tipleri 150’in üzerindedir. Virüs ile enfekte olduktan 2 ile 9 ay içinde gözle görülür belirtiler oluşur. Fakat bu zaman kimi sık daha uzun sürebilir. Sadece ellerde değil tüm vücutta görülebilirSiğil bütün deri ve mukozalarda ortaya çıkabilir. Görüldüğü bölge ve klinik Hpv tipine bağlı şekilde değişiklik gösterir. Klinik görünüme ve yerleşim yerine göre adlandırılır. En yaygın görülen tipi "verrüka vulgaris”dir. Çoğu kişi sebebi ile siğil bulunduğu rahatlıkla anlaşılır. Sıklıkla ellerde, tırnak etrafında, kollarda, bacaklarda görülmekle beraberinde; bünyenin herhangi bir bölgesine yerleşebilirler. Görünümleri kabarıklık oluşmuş, düz biçimde yada saplı olabilmektedir. Genellikle deri rengindedir, yüzeyi pürüzlü ya da düzdür olabilmektedir, ayrıca dokunulduğunda kabalaşma hissi verir. Tırnak yeme alışkanlığı olanlarda tırnak etrafına yayılım bazan dilde ve ağızda da görülebilir. bilhassa ellerinde siğilleri olan annelerin çocuklarında alt temizleme esnasında bulaşma ile makat ve genital bölgede siğiller oluşabilir. Siğillerin en tehlikeli özelliği: Bulaşıcılığısiğiller kişiden insana doğrudan temas ile bulaşırlar. Genital siğiller en sık cinsel temasla bulaşır. Ancak indirekt bulaşmalar da gözlenebilir. Havuz kenarları, ortak kullanılan banyolar, hamam, kaplıcalar gibi ıslak ve sıcak ortamlardan ve müşterek kullanılan havlu, bornoz, terliklerle de bulaşma görülebilir. Ayak tabanı siğillerinin tedavisi daha zorAyak tabanı siğilleri, öbür siğillere göre daha kalın ve fazla sayıda olabilirler ve lezyonlar birleşerek mozaik siğiller oluşturabilirler. Çoğunlukla ayak tabanında basınca maruz kalan bölgelerde oluşurlar. Görünümleri tek ve ya çoklu, üzerlerinde küçük siyah noktalar bulunan, yüzeyi pürüzlü derhal hemen ten ile aynı seviyede kalınlaşmalar şeklindedir. Vücut ağırlığının etkisi ile ten yüzeyinden kabaramazlar ve derine doğru ilerlerler ve ağrı yaparlar. Derin yerleşimli olduklarından tedavisi diğerlerine göre daha zordur. Ayak tabanının çok fazla terlemesi, daimi nemli ortamda bulunması tedaviyi güçleştirir. “Ben”leriniz ile karıştırmayınDüz siğiller, genellikle ten renginde ya da hafif kahverengimsi, üzeri düzgün, deriden aşırı hafif kabarıklık oluşmuş, zor fark edilen çok fazla sayıda, epey bir küçük kabarıklıklar şeklindedir. Genellikle yüz ve boyun ve göğüs bölgesine yerleşirler. Genital bölgede de görülebilir. Kimi ellerde ve bacaklarda da görülebilir. Genel Olarak hastalarımız benlerle karıştırılır ve sayıları artığında bize başvururlar. bilhassa bayanlarda rahim ağzı kanserlerine neden olabilirler. Ayak tabanındaki siğiller ağrı yapması, yüzeyinin kalınlaşması sebebi ile nasırlarla sıkça karışırlar. özellikle çocuklarda nasır şüphesi varsa her zaman fazla yayılmadan hekime başvurmak gerekir. Yüzdeki düz siğiller ise güneş lekeleri ile karışabilir. Bulaşma riski yüksekEnfeksiyonun vücuda girişi ve siğil oluşumu için kolaylaştırıcı faktörler vardır. Ten bütünlüğünün bozulması virus için giriş kapısı oluşturur (küçük yara ve kesikler, tırnak yeme alışkanlığı). Insanın bağışıklık sisteminin bozulması (kansızlık, beslenme bozuklukları, kontrolsüz diyetler, çok fazla zahmet, stres, düzensiz uyku), bağışıklığı baskılayan hastalık ya da ilaç alımı, alerjik şahıslarda, çok eşlilerde(genital siğillerde) bulaşma riskini yükseltir. Yayılmadan tedavi edilmeliÇocuklarda görülen siğiller 1 yıl zaman arasında kendiliklerinden gerileyebilirler. Lakin bunun garantisi bulunmaz ve bu zaman içinde tedavisini çok daha güçleştirecek kadar yayılabilir ve çevresindekileri de enfekte edebilir. Erişkinlerde ise kendiliğinden düşme oldukça nadirdir. Hastalığın teşhisi konulduğunda tedavi edilmesi en doğru olandır. bilhassa mukozalara yerleşen tipleri( genital bölge, makat, ağız içi) kanser oluşumu için risk oluştururlar. Deride gelişen siğillerde ise yoğun nadir şekilde görülebilir. Tedavi yöntemleri ve süresi değişebiliyorSiğillerin tedavisinde kullanılan metodlar virüsün yerleştiği dokunun yıkımına yönelik fiziksel ve kimyasal uygulamalardır. çeşitli kimyasal solüsyonlar, elektrokoterizasyon, krioterapi (sıvı nitrojen) uygulamaları en yoğun kullanılanlardır Hiç Bir tedavi virüse özgü değildir bu nedenle türlü tedavi yolları bulunur. Tedavinin seçimi kadar insanın bağışıklının cevabı da tedavi başarısını etkiler. Bazen hastalarda tek seans ile tedavi sağlanırken, bazılarında tekrarlayan ve uzun süreli tedaviler gerekebiliyor.

Огюст Роден

Франсуа́ Огю́ст Рене́ Роде́н (фр. François-Auguste-René Rodin; 12 ноября 1840 — 17 ноября 1917) — французский скульптор, признанный одним из создателей современной скульптуры. Роден в молодости зарабатывал на жизнь ремеслом декоратора, и большинство его авторских работ были созданы в зрелом возрасте. Уже после того, как Роден получил признание как новатор в скульптуре, его работы вызывали скандалы и отвергались заказчиками. Творчество Родена находится на стыке реализма, романтизма, импрессионизма и символизма[1]. Роден достиг виртуозного мастерства в передаче художественными средствами движения и эмоционального состояния своих героев и в изображении человеческого тела. Среди главных произведений Родена скульптуры «Мыслитель», «Граждане Кале» и «Поцелуй».

Auguste Rodin kimdir ?

Paris'te 12 Kasım 1840 tarihinde doğan François-Auguste-René Rodin, La Petite École (Küçük Okul) isimli Özel Desen ve Matematik Okulu'na girdiğinde heykeli keşfetti ve desen becerisini geliştirmeye başladı. 1864'te ilk atölyesini tuttu ve 20 yaşındaki Rose Beuret'yle tanıştı. 1871'de Belçika'da ilk kez yapıtlarını sergiledi. Gerçek boyutlu bir insan bedeni çalışması olan eseri tamamladıktan birkaç ay sonra Tunç Çağı adını verdiği bronz heykeline 1875'te başladı. 1882'de ise Adem, Havva ve Düşünen Adam adlı figürlerini yaptı. Bir süre sonra sevgilisi, daha sonra da en büyük rakibi olacak Camille Claudel'le tanıştı. 1883'te Victor Hugo büstünü yaptı, iki yıl sonra Calais Belediyesi, Calais Burjuvaları anıtını ısmarladı. Ertesi sene Öpüşme'yi yaptı. 1888'de devlet, Uluslararası Sergi için Öpüşme'nin mermerini ısmarladı. 1889'da empresyonizmin öncülerinden Fransız ressam Claude Monet'yle birlikte sergi açtı. 1895'te Meudon'daki Villa des Brillants'ı satın alarak resim ve antik heykel koleksiyonunu oluşturmaya başladı. 1900'de, Uluslararası Sergi vesilesiyle Paris'teki Alma Meydanı'nda yer alan pavyonda, 1902'de ise Prag'da büyük sergi açtı. 1904'te alçıdan yapılmış büyük boy Düşünen Adam heykeli ilk kez Londra'daki International Society'de, bronz versiyonu ise Salon de Paris'de sergilendi. Düşünen Adam 1906'da Panthéon'un önüne yerleştirildi. Fransa Ulusal Meclisi, arka arkaya yaptığı üç bağışla koleksiyonlarını devlete bırakan sanatçının anısına, Biron Konağı'nı Rodin Müzesi yapma kararı aldı. 29 Ocak 1917'de Rodin ve Rose Beuret evlendi. Rose, 14 Şubat'ta yaşama veda etti. Aynı yıl, 17 Kasım'da ölen Rodin, Meudon'daki Villa des Brillants'ın bahçesine, Rose'un yanına gömüldü. Mezarlarının başında bir Düşünen Adam heykeli yer alıyor.

Etkili göz makyajı yapın!

Gözlerinizi günün yıpratıcı etkilerinden korumak bundan böyle çok daha kolay. İşte size göz çevrenizi yenileyici bir öneri... Günlük koşuşturmalar, bilgisayar kullanımı, yorulmak ve uykusuzluk derken gözlerimizi ihmal ederiz. Bu yıpranmalara bağlı şekilde ortaya çıkan sorunlar ise siyah halkalar, kırışıklıklar, bıkkın ve şiş gözler. eyeSlices® yenilikçi göz etrafı bakım pedleri pek fazla göz problemi için doğayı ve biolojik yenilikleri tek çözüme indiren cryogel polimer teknolojisi için dünya çapında bir ilktir. Alt ten dolaşımını hedef piyasa göz maskesi gözdeki kızarıkların, göz altındaki siyah halkaların, bıkkın, şiş gözlerin ve kırışıkların 5-10 dakikalık kullanımla azalmasına muavin olur.

Haber: 5 Dakikada Gözlerinize Canlılık Katın!Deneyimli Spa ve ev kullanımı için uyugun olan yaşlanma karşıtı göz bakım ürünü nemi cilde hapsetmesi ve dondurulmaya ihtiyaç duymadan kendiliğinden oluşturduğu ferahlatma etkisiyle eşsizdir. Özellikle Spa'lar ve deneyimli güzellik salonları için, aydınlatma, siyah halkalar, zahmet, kızarıklık ve kırışıklığa karşı hepsi bir arada bir üründür. Tek kullanımda dolaşım sistemini etkilemesiyle ve içerdiği aktif içeriklerle etkisi kullanılır kullanılmaz gözle görülmektedir. Dünya çapında en iyi Spa'lar da satılır. Tabii, yararsız madde içermeyen içeriklerle üretilmiştir. Nasıl Kullanılır? Eyeslices'ı her yerde ve her süre uygulayabilirsiniz.

Cildinizi temizleyin ve kurulayın. Eyeslice'ı paketinden çıkarın. Islaklığını arttırmak için elinizle hafifçe bastırın, kapalı gözlerinizin üzerine yerleştirin, ürünü yumuşakça göz çevrenize bastırın. Sorunun yoğunluğuna göre, 5-10 dakika boyunca gözlerinizde bırakın ve rahatlayın. Sonrasında eyeslice'ı kutusuna koyun ve ağzını kapatın. Gerekiyorsa nemli bir bezle fazlalığı alabilirsiniz. Orjinal paketinde saklanması şeklinde 10 kereye kadar tekrar kullanılabilir. Sonrasında gereksinim duyulursa nemlendirici uygulayın.

Çocuklarla hangi oyunlar oynanmalı?

Minikler aldığınız hediyeleri değil, birlikte geçirdiğiniz güzel anları hatırlar! Peki ne yapmalı? Günümüzün çalışma koşulları birçok ebeveynin gününün büyük çoğunluğunu işte geçirmesini ve kaçınılmaz şekilde çocuklarına minimum vakit ayırabilmeyi hemen hemen mecburi kılar bir hale geldi. Bu nedenle pek çok ebeveyn çocukları ile yeteri kadar vakit geçiremediğini düşünüp üzülür. Halbuki çocuklarla geçirilen dönemin süresi değil içeriği ciddiyet taşır.

Haber: Çocuklarla Nasıl Zaman Geçirmeli?Kadıköy Şifa Ataşehir Hastanesi Uzman Klinik Psikoloğu Merve Büyükkucak anne babalara çocuklarıyla nasıl kaliteli süre geçirebileceklerini anlatıyor. Bir yandan var gücüyle çalışarak çocuklarına en iyi imkanları sağlamaya çalışan anne babaların, bir yandan da yoğun uğraş yükü ve artan mesai saatleri sonucu yorgun düşmelerine karşın neredeyse geriye kalan tüm vakitlerini de çocuklarına vakfetmeye çalıştıkları görülüyor. İşte tam da bu noktada uğraş yaşamı ile aile yaşamını dengede tutma savaşını verici çağdaş dünyanın anne ve babalarını son dönemlerde daha da öne çıkar bir derecede yeni bir ikilem bekliyor: Zamanı nasıl değerlendirmeli? Acaba çocuklarıyla geçirdiklerin çağın miktarı mı yoksa kalitesi mi onların gelişimi ve ilişkileri açısında daha mühim? Yıllardır tartışılan bu soruya yaklaşım önceleri anne baba ve çocukların esas ihtiyaç duydukları şeyin birlikte daha fazla zaman geçirip ebeveynlerin çalışmaya daha az vakit ayırmaları yönündeyken son yıllarda birlikte geçirilen dönemin süresinden sık "nasıl değerlendirildiği gerçeği büyük bir önem kazanmaya başladı. Son senelerde yapılan yabancı kaynaklı araştırmalar özellikle babaların çocuklarıyla hem bakım verme hem de eğlenceli aktivitelerde bulunma anlamında geçirdikleri zamanı arttırdıklarını ve eskiye oranla anne babaların daha az sayıda çocuk sahibi olmaları nedeniyle çalışan ebeveynlerin önceki yıllara kıyasla çocukları ile daha fazla zaman yaratma çabası içinde olduklarını göstermektedir. Ancak buna rağmen çalışma saatlerinde bir iyileşme ya da düşüş olmaması sebebiyle bu denklem ancak anne babaların kendilerine ayırdıkları zamanı epey bir kısıtlamaya başlamaları şeklinde açıklanabilir ki bu aslında işten geriye kalan senelerde birçok ebeveynin çocuklarıyla geçirdikleri süreye odaklanarak bu süreyi "nasıl ve dolayısıyla ne kadar "kaliteli geçirdikleri yönünü ister istemez geri planda tuttuklarını göstermektedir. Süre mi, içerik mi? Kaliteli vakit ana baba ve çocuğun birliktelik ve keyif hissini içinde barındıran, karşılıklı etkileşim ve aktivitelerde buluştuğu zamanlardır. Bunlar ebeveynin dikkatinin tamamını çocuğuna verdiği, merakını ve sevgisini çocuğuna hissettirdiği duygusal yakınlaşma ve paylaşım anlarıdır.

Bu anları küçük sohbetlerde, yanında oynanan oyunlarda, ya da birlikte gidilen gezilerde yakalamak mümkündür. His ve düşüncelerin paylaşıldığı, çocuğa duygusal ve sözel şekilde tepki verildiği ve anne baba şekilde kendinizi spontan biçimde ilişkiye bıraktığınız hemen hemen her yakın ilişkide deneyimleyebileceğiniz bir süreçtir bu gerçekte. Bu nedenle belirli bir reçete vermek çok mümkündür değildir. Lakin çocukların dünyasına dahil olmanın ve ilişkide olduğunuzu hissetmenin, bütün bu paylaşımları yakalayabilmenin yolunun en temel şekilde oyundan geçtiğini söylemek mümkündür. Bilindiği gibi oyun özellikle okul öncesi devirde çocuğun kendini anlatım etme, dünyayı anlama, muhtelif rolleri deneyimleme, kendisini sıkan meseleleri çözmeye çalışma ve gerçekte en temelde eğlenme yoludur. Çocuğunuzu daha iyi tanımak için. Oyunlara dahil olma anne baba için hem çocuğunu yakından tanıma fırsatı sağlarken hem de çocuğuyla etkileşime girerek çocuğunun zihinsel ve bilhassa de duygusal gelişimine katkı sağlamış olur. Bu etkileşimi en güçlü duruma getirecek yöntem anne ve babanın oyunda yöneltici olmaması, çocuğun serbestliğine ve özgürlüğüne eşlik edebilmesidir. Amaç hiç bir süre o anlarda çocuğa bir şeyler öğretmek olmamalıdır; aksine anne baba olarak kendinizi oyunun ve size verilen rolün akışına bırakarak ya da sadece gözlemci veya eşlikçi şekilde çocuğunuzla duygusal manada tıpkı frekansta buluşabilmektir.

Çocuğun dünyasına girin Onun oyun sırasındaki duygularını takip edebilmek ve ona bu duyguları anlatım ederek anlaşıldığını hissettirebilmek çocuğunuzla ilişkiniz açısından en değerli anlar olacaktır. örneğin her çocuğun aile içi kuralları ve sınırları belirlediği kadar aynı sürede bir muharebe oyununda yerlerde sürünen ve düşüp kalkan, o esnada çocukla birlikte eğlenen, bağıran, gülen ve kendisi de çocuklaşabilen bir babaya da ihtiyacı vardır. Babasının da o esnada çocuklaşabildiğini görebildiği oranda çocuk da ona kendi dünyasının kapılarını aralayacak ve onu iç dünyasında çağrı edecektir. Her istediğini yerine getirmek ne kadar doğru? Birçoğumuz için geriye dönüp baktığımızda anne ve babamızla ilgili anılarımızı, o dönemlere dair ne hatırladığımızı belirleyen en mühim şeyler ne yaşandığından, bize ne tür hediyeler alındığından, bize ne yedirip ne içirdiklerinden fazla onlarla ne kadar doyurucu ve tatminkâr bir ilişkimiz bulunduğu, ne kadar sevildiğimiz, önemsendiğimiz, anlaşıldığımız, onlarla bir olduğumuzu hissettiğimiz, ihtiyaç duyduğumuzda yanımızda olacaklarına dair beslediğimiz güvenle şekillenir. Fakat her anne babanın en büyük amacının çocuklarını mutlu etmesi olduğundan yola çıkarsak günümüz ebeveynlerinin yaşadıkları suçluluk duygusuyla çok sayıda hediyeler alarak ve çocuklarının zevk alacaklarını düşündükleri oyun merkezlerine onları sürüklercesine taşıyarak ve çocuğunun her isteğini yerine getirmeye çalışarak ayrı kaldıkları zamanı kapatmaya çalıştıklarını görmekteyiz.

Hediye kısa süreli sevinç veriyor Çocuklara yapılacak her türlü şahsi ve ilişkisel yatırım her koşulda onlara alınan kıymetli hediyeler ve oyuncaklardan kat kat daha kıymetlidir. Hatta bu hislerle birlikte aile içi kuralları ve disiplin çerçevesini de zayıflatmalarına sıklıkla rastlanmaktadır. Ancak bütün bu çabalar duygusal bir doyum getirmemekle birlikte boş olan bütün vaktini çocuğuyla geçiren anne ve babada çok bir yorgunluğa ve bir süre sonra da bilincinde yok ise bir bıkkınlığa yol açabilmektedir. Oysa her çocuğun az da olsa beraber bulunduğu zaman içerisinde kendisiyle beraber olmaktan keyif alan ve ilişki bünyesinde bitkin ve tükenmiş değil canlı ve istekli bir ebeveynle buluşmaya ihtiyacı vardır. Özetle, kaliteli zaman hiç bir koşulda meslek dışında sahip olduğunuz bütün vakti çocuğunuza adamanız anlamına gelmemelidir. Kaldı ki çalışmayan annelerin bile her vakit için çocuklarından diğer meşguliyetleri olmasının da çocuğuyla birlikte olduğu anların kalitesini arttırma ve çocuğun bireyselleşmesine katkı sağlama açısından büyük önem taşıdığı bilinmektedir. Örneğin, çocuğunun sağlıklı gelişebilmesi adına fazla istemesine karşın çalışmaktan vazgeçerek kariyerine ara veren anneler için de tıpkı riskin söz konusu olduğunu, ilişki içerisine ister istemez bu hislerin yansıyarak beraberinde olunan sürenin kalitesini azalttığını söyleyebiliriz. Öte yandan çalışmakla ilgili kendisini oldukça mutlu hisseden bir anne çocuğuna çalışmayan bir anneye göre görece daha az zaman ayırıyor olsa da kendisi keyifli ve tatmin bulunduğu için çocuğuyla ilişkisinde kendisini fazla daha istekli bir şekilde var edebilir ve onunla sık daha yakın ve etken bir iletişim içerisine girebilir.

Olağandışı planlara gerek bulunmamakta "Aile ile bir şeyler yapmak ile "aile şekilde bir şeyler yapmak içinde çocuğun bütünlük ve tatmin hissi ile ebeveynleri ile içinde bağ kurduğuna dair hisleri açısından önemli farklar vardır. mesele yan yana oturup pasif bir şekilde televizyon izlemek ile sizin de aktif katılım göstereceğiniz olarak 10 dakika bir hikâyeyi birlikte okuyup üzerine konuşmak içinde epey bir büyük bir ayrım vardır. Birlikte olduğunuz anın kaliteli olarak geçebilmesi adına hususi ve olağandışı şeyler yapmanıza gerek yoktur. Birlikte yenen akşam yemekleri ya da yemek sonrası birlikte oynanan oyunlar benzeri gündelik rutinler bile varlıklı paylaşım anlarına dönüşebilir. Ancak burada anne ve babaların da robot olmadıklarının, onların da yorulmaya ve dinlenmeye, mola almaya hakları olduğunu vurgulamak gerekir. Bıkkın bir şekilde eve gelerek vazife gibi oynanan bir oyundan ziyade anne ve babanın "bu akşam ben de seninle oyun oynamak fazla istiyordum lakin çok yorgunum ve biraz dinlenmeye ihtiyacım mevcut, evet bu akşam oynayamadığımız için üzgünüm fakat ister misin yarın akşam beraber (çocuğun da zevk aldığı isimlendirilen herhangi bir şey) yapalım? halinde bir paylaşımda ve öneride bulunması daha sonraki daha kaliteli ve doyurucu bir birlikteliğe cihet verebilir. Ya Da aynı bir halde söz konusu anne baba aynı izah ile birlikte fiziksel açıdan daha az yorucu bir aktivite yapmayı önerebilir. Birlikte olunan her anın oyun vakti olarak değerlendirilmesi yerine belirli zamanları oyun vakti şekilde ortaklaşa belirlemek anne babalara da iyi istikbal bir metod olabilir.

Ne yazık ki çağdaş yaşamın gerektirdiği çalışma koşulları yanında getirdiği suçluluk duygusuyla ebeveynleri anne babalığı da bir iş, bir görev benzeri görme tehlikesine iterek, çocuğuyla temas kurmanın ve duygusal birlikteliğin keyfini, güzelliğini ve önemini görmelerine mani olmakta. iş yaşamı ve aile yaşamı içinde denge kurmaya çalışan ebeveynler mükemmel anne babalık bulunmadığı gerçeğine ve çocuklarıyla ilişkilerinde çıkarlarını spontan bir biçimde onun duygusal ihtiyaçlarına bırakabildikleri ölçüde ilişkilerinin sık daha doyurucu ve tatminkar olacağını söyleyebiliriz.

Depresyona girmiş birine nasıl yaklaşılmalı?

 
‘Çağımızın hastalığı’ şekilde isimlendirilen depresyon, tüm dünyada ve Türkiye’de en sık görülen hastalıklardan biri. Öyle ki Dünya Sağlık Örgütü (WHO), tüm toplumlarda, her yaştan 350 milyondan çok insanı etkileyen depresyonu " küresel bir hastalık şekilde tanımlıyor. Depresyon, tek bir nedene bağlı olarak ortaya çıkmayan, çok sayıda faktörün etkili olduğu bir hastalık. ‘Her şeyde başarısız oluyorum, yetersiz biriyim’ bunun gibi kalıplaşmış fikir ve şemalar insanda karamsarlık, çaresizlik duygularını uyandırıyor.

Depresyon belirtileriDepresyonla ilgili gerçekleri bilmeden depresyona girmeyin, depresyona girmiş birtanesini hemen yargılamayın...


Acıbadem Bakırköy Hastanesi’nden Uzman Klinik Psikolog Elçin Orhan, depresyondaki insana yardım etmenin başlıca üç kuralını şöyle açıklıyor:1- Depresyondaki insana yardımcı olmayan çalışın. Fakat ona sorunlarını anlattığı zaman "Kafana takma diyerek bunu yapmayın. nedeniyse bunu söylemeniz onda, sorununu ciddiye almadığınız hissi uyandırabilir.2- Sorunlarından ötürü onu yargılamayın, anlamaya çalışın.3- Depresyonu geçer diye bekleyip, derdi ertelemeyin.Akrabada depresyon olması riski iki kat artırıyor Depresyon, günlük yaşamda karşımıza çıkan çatışmalar, kayıplar, yaşanan menfi olaylar sonucunda kişinin etrafı ve kendisiyle ilgili algılamalarında ve değerlendirmelerinde çarpıtmaların ve yanlışlıkların oluşmasına, bireyin kendisini yetersiz ve başarısız hissetmesine neden olmakta. Depresyonun genetikle ilişkisinin bulunduğunu vurgulayan Klinik Psikolog Elçin Orhan, "Depresyonun kişinin akrabaları içinde görülmesi, genel toplumla kıyaslandığında iki kat daha fazla olmaktadır. Bununla Beraber depresyon bedensel hastalıklar ile birlikte görülebileceği bu gibi, bedensel bazı hastalıklar da depresyona yol açabiliyor diyor. Depresyon ile alakalı merak edilen ve sık sorulan soruları cevaplayan Klinik Psikolog Elçin Orhan, bu konuda şu ayrıntıları veriyor:

Depresyonun başlıca belirtileri neler?
Bir kişiye depresyon teşhisi konulabilmesi için bir esas belirti olmak üzere en az beş belirtinin bulunması ve bu belirtilerin her gün, en az iki hafta devam etmesi gerekiyor. Depresyonun sık belirtilerinin dışında bir şahıslarda genellikle kaygı artışı sonucu mide bulantısı, sıcak ve soğuk basması, terleme de olabilir. Hastalığın en yoğun görülen belirtilerini şöyle sıralamak mümkündür:Enerji kaybı.Aktivitelere ve yaşama karşı alakanın azalması.Üzüntü.İştah ve kilo kaybı ortaya çıkması (Bazı kişilerde iştah artışı ya da çok yeme ortaya çıkabiliyor).Konsantrasyon bozukluğu.Ümitsizlik duyguları.Bedensel şikayetler.İntihar düşünceleri.

Depresyonda şahıs günlük hayatında neleri yapamaz bir hale gelirse tedavi edilmesi gerekiyor?
En az iki hafta zaman ile hayattan eskisi kadar zevk alamamak.Uyku bozukluğu.Unutkanlık.Gerginlik.Ağlama.İştahsızlık bazan iştah artışı.Ölüm düşüncelerinin varlığı.Kaygılı düşüncelerin artması.Yaşam kalitesinin düşmesi.Üretkenliği azalması.Kişinin ailesi ve çevresiyle olan ilişkilerinin bozulması.Bedensel yakınmaların çoğalması. Yani mide bulantısı, ağrı, ateş basması benzeri pozisyonlarda tedavi edilmelidir. Depresyon tedavisi olan bir rahatsızlıktır.

Depresyondaki bir kişiye nasıl yardım etmeli?
Depresyondaki kişi çoğu zaman çevresindekiler yönünden anlaşılamıyor. Yorgun, bitkin olduğundan, hiçbir şeye karşı ilgi duymadığından çevresindekiler sebebi ile ‘tembellik’ ile suçlanabiliyor. Oysa depresyon irade sıkıntısı değil. % 100 hastalığın yarattığı bir durum. Bu durumdaki kişilere karşı daha dikkatli ve özenli davranmak gerekiyor. ‘Bir şeyin bulunmamakta, kafana takma’ gibi cümleler kullanıldığında depresyondaki kişiler anlaşılmadıklarını düşünerek iyice içlerine kapanabiliyorlar. Hastanın yakınında olanların hastaya bir şey telkin etmeden onu nötr bir şekilde anlamaya, değerlendirmeye çalışması fazla önemli. Yargılamadan, üzmeden konuşulmalı ve ‘Bir şeyin yok’ sözünü asla kullanmamalı. Şayet tedavi görüyorsa, daima tedavi alması anlamında desteklemeliler. Şayet tedavi görmüyorsa, bir uzmandan yardım alması için cesaret vermeliler…

Depresyondaki kişiye söylenmemesi gereken sözler, yapılmaması gereken başlıca davranışlar nelerdir?
Depresyondaki bir insana yanlış bir şey söylemek kişinin kendini daha fena hissetmesine sebep olabiliyor. ‘Birçok insan senden daha kötü halde, kendin için üzülmeyi bırak, bu senin suçun’ bu gibi cümleler ciddi sorunlara yol açabiliyor. Şahıs depresyona girmeyi kendisi seçmez.

İnsanın depresyondan kaçması, uzman yardım almaması ne bu gibi sonuçlara yol açabiliyor?
Depresyon sıkıntısı olmasına karşın tedavi görmeyenlerde ölüm ya da sakatlık sonuçlanacak olaylar yaşanabiliyor. Araştırmalar, bu olayların yüzde 15’e varan bir orana kadar çıktığını gösteriyor. Tedavi edilmeyen bir depresyon atağı ortalama 10 ay sürüyor. Tedavi edilmediği takdirde depresyonun şiddeti artabiliyor, kronikleşebiliyor ya da intihar ile sonuçlanabiliyor. Belirtilerin erken fark edilmesi müsait bir biçimde tedavi edilmesi sonucunda major depresyonun oluşması engellenebiliyor.

Bir kere depresyon geçiren bir insan, tekrar geçirebilir mi? Tekrar geçirdiğinde sonuçları daha mı ağır olur?
Depresyonun tekrarlama riski mevcut. Tam ve düzenli bir tedavi ile bazan hastada tekrarlamaz, kimisinde tedavi gerektirmeyecek düzeyde, bazen hasta da ise tedavi gerektirecek düzeyde tekrarlar olabiliyor. Biyolojik yatkınlık, sık stres altında olan hastalarda depresyon tekrarlama eğilimine giriyor. İlaç tedavisi ile birlikte eş zamanlı psikoterapi tekrarları azaltıyor. Depresyon yaygın bir tıbbi hastalık. Ancak her üzüntü depresyon değil. depresyonla üzüntüyü birbirine karıştırmamak gerekiyor. Depresyon tedavi edilmediğinde, şiddeti artıyor.

Depresyon Alzheimer ya da Parkinson gibi, beynin bazı bölgelerindeki sorunlardan mı kaynaklanıyor?
Aksi Taktirde hormon seviyelerindeki sorunlardan mı? Depresyonla ilgili yeni araştırmalar, yeni bulgular mevcut mı?

Beyin birçok sinyal ileticiler yani nörotransmitter salgılıyor. Geçtiğimiz yıllar boyunca araştırmacılar nörotransmitterlerin duygudurum bozukluklarındaki rolünü anlamaya çalıştılar. En fazla çalışan iki nörotransmitter, norepinefrin ve serotonindir. Araştırmalar, düşük seviye norepinefrinin depresyona, yüksek düzeyin ise maniye yol açtığını öne sürmekte. Serotonin düzeyindeki değişimin ruh halini etkilediği düşünülür. Gene düşük seviyedeki serotoninin depresyona neden olduğunu söyleniyor. İlim adamları depresyon dalında fiziksel bulgular elde etme çabasındalar. Beyinde kimi bölgeler üzerinde yapılan araştırmalara göre ise depresyon anında beyin hücrelerinin form değiştirildiği tetkik edildi. Depresyondaki hastalarda beynin hipokampus dalında bazı değişimlerin gözlendiği, depresyon sonrasında ise bütün değerlerin eskisi bunun gibi normalleştiği iddia ediliyor.
Acıbadem Bakırköy Hastanesi
uzman Klinik Psikolog Elçin Orhan

Vücudun Duruş Bozukluğu Rahatsızlığına Dikkat Edin.

Uzun saatler oturmaktan kaynaklanan duruş bozukluğu ve kamburluk rahatsızlığını önlemek mümkün.

Haber: Duruş Bozukluğu Rahatsızlığına Dikkat!Okulda saatlerce oturmak zorunda olanların karşılaşabileceği hastalıkların başında duruş bozukluğu geliyor. Öğrenciler ergenlik döneminde olduğu için omurga yapıları diğer kesimlere göre uzun süre masa başında oturmaktan daha fazla etkileniyor. Uzmanlar; tedavi edilmezse kalıcı sıhhat sorunlarına yol açabilecek bu problem için günlük yaşamda dikkat edilmesi gereken kuralları ve egzersiz önerilerini açıklıyor. Kimler risk altında? Duruş bozukluğu çoğunlukta ergenlik döneminde, uzun boylularda ve oturarak çalışanlarda görülüyor.

Masa başı çalışmalarda, kalem ya da klavyeyle ova yazarken kollar öne doğru gelince omuzdan itibaren kaslarda uzama meydana geliyor ve uzayan kas daha güçsüz olmakta. Bedenin ön kısmıyla arka kısmı arasında kuvvet farkı duruş bozukluklarını doğuruyor. Güçsüz tarafı egzersizle takviye etmek duruşu da düzeltiyor. Life Fitness Uzmanları, duruş bozukluklarını önleyebilmeniz için şu önerilerde bulunuyor. Nasıl oturmak gerekiyor? Eğer düz durmayı ilke edinirseniz sırt ağrılarınızın azaldığını göreceksiniz. Bir süre sonra da hiç bir şikayetiniz kalmayacak. Otururken öne doğru eğilmemeye dikkat etmelisiniz. Omuzlarınız öne doğru gelmemeli. Sürekli olarak omuzlarınızı geri itmeniz ve midenizi içinize çekmeniz, bedenin ağırlığını eşit olarak çeşitli bölgelere dağıtmanızı sağlayacaktır. Okul eşyalarınızı tek kolunuzda/omzunuzda değil mümkünse sırtınızda taşıyın. Eğer kolunuzda taşıyorsanız devamlı aynı kolunuzu kullanmayın. Bu bir kolunuz gelişirken diğerini kas ve görünüm şekilde güçsüzleştirir. Eğileceğiniz vakit sırtınızı öne eğmeden, dizlerinizi kırarak diz çökmelisiniz. Böylece sırtınıza çok yük binmesini önleyebilirsiniz.

Çok uzun zaman oturmaktan kaçınmalısınız. Verilen aralarda birkaç dakika bile olsa mutlaka yürüyün. Bacak bacak üstüne atarak oturmamaya özen gösterin nedeniyse bu alışkanlık kan dolaşımını zorlaştıracaktır. Uzmanlar duruş bozukluğu ve bundan kaynaklı sorunları gidermek için şu egersizleri öneriyor; İlk öneri spor yapanlar için. Spora gidenler estetik kaygılarla aynada görünebilen kısma daha çok fazla ağırlık verdiği için (göğüs, karın bu gibi) sırt kasları çalıştırmayı ihmal edebiliyor. Programınıza sırt egzersizlerini de mutlaka eklemelisiniz. Kürek çekmek ya da First Degree bunun gibi kürek cihazlarıyla salonunuzda ya da evinizde çalışmak sırt kaslarınızı geliştirmeniz için idealdir. Evde ise şu hareketler size yardımcı olacaktır Yere oturun ve bir bacağınızı ileriye doğru uzatın.

Diğerini ise bağdaş kurarmış bunun gibi kıvırın. Elinize bir havlu alın ve uzattığınız ayağınızın ortasına ati olarak iki ucundan tutun. Havluyu yavaş yavaş kendinize çekin. Bu hareketi her iki bacağınıza da dörder kez uygulayın. Sırt üstü yatın. önce bir dizinizi elinizle göğsünüze doğru esnetin. Aynısını diğer bacağa da uygulayın. Her iki bacak için bu işlemi dörder defa yapın. Biraz daha dikkat ve özenle sırt ağrılarını bulunmamakta etmek zor olmayacaktır.

Yeni hastalık olan Vertigo ile ilgili bilgiler, belirtiler.

Olduğunuz yerde etrafınız dönüyor ya da kendi kendinize döndüğünüzü hissediyorsanız bu belirtiler vertigo olduğunuzun göstergesi olabilmektedir. Nörolojik hastalıklar ve yürek hastalıkları gibi çok sayıda hastalığın belirtisi olan vertigo, hayat kalitesini ciddi ölçüde bozuyor. Memorial Şişli Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları (KBB) Bölüm Başkanı Prof. Dr. Sami Katırcıoğlu, vertigoya sebep olan durumlar ve vertigo tedavisi konusu için bilgi verdi.Vertigo olup olmadığınızı anlamak için kendi etrafınızda 40 kere dönünVertigo yani kafa dönmesi bir illüzyondur. Çevre ya da kendisi dönmediği durumda, şahıslarda şiddetle döndüğü hissi oluşur. Vertigo olduğunuzu anlamak için bir test yapmanız gerekirse; kendi etrafınızda 30-40 kere dönün ve kendinizi serbest bırakın. Nasıl etrafın döndüğünü hissediyorsanız vertigo da aynen böyledir. Yerin tavana gelmesi bu gibi bir histir. Bunu yapmadan aynı şekilde etrafınızın döndüğünü hissediyorsanız vertigo hastası olabilirsiniz.


Vertigo belirtileriHastaların çoğu "Sandaldaymışım bu gibi sallanıyorum, ayağa kalktığım süre dengem bozuluyor bunun gibi şikayetlerle doktora başvururlar. Bu şikayetlerin çoğunun vertigo ile ilgisi bulunmaz. Vertigosu olan bireyin bu durumu anlamama bu gibi bir durumu söz konusu olamaz. nedeniyse hasta ayakta duramayıp, hemen bir yere oturmak ya da yatmak durumunda kalır.Farklı rahatsızlıklar vertigoyu tetikleyebilirVertigo birçok hastalığın habercisi olabilir. Bir grup vertigolar "Kulak Burun Boğaz hastalıklarıyla ilgili olabilmektedir. "Başım dönüyor, kesin kristallerim oynadı denerek hastalar vasıtası ile şikayetleri dile getirilen "İç kulak kristallerinin yerinden oynaması hastalığı; hastanın yatakta sağdan sola dönerken ya da sırt üstü yatacağı zaman başının dönmesidir. Buradaki baş dönmesi; yani vertigo bir dakika arasında geçer lakin kişiyi son derece rahatsız eder. Bu vaziyet vertigoya sebep olan hastalıklardan biridir. bilhassa bayanlarda görülen ve vertigoya neden olan bir başka hastalık da "Menier hastalığıdır. Bu hastalık; kulağın tek tarafının içerisinde sıvı toplanmasıdır. Bu hastalıkta da sık şiddetli bir vertigo görmektedir. Vertigo ataklar şeklinde olur. Hastada iki gün; çok aşırı şiddetli kafa dönmesi, kulakta uğultu, bulantı ve kusma olur. Fakat 2–3 gün geçtikten sonra hastalık kendiliğinden düzelir ve hemen hemen 2 ay hiçbir sorun olmaz. 2 ay sonra hasta yine bir atak geçirir ve aynı belirtileri yaşamaya başlar.

Nörolojik baş dönmelerine dikkat!Nörolojik olarak kafa dönmeleri de vertigoya sebep olabilmektedir. Nörolojik olarak hastanın kafasını, beynini bilhassa denge merkezini ilgilendiren hastalıklarda baş dönmelerine sebep olabilir. Nörolojik kafa dönmeleri ile Kulak Burun Boğaz hastalıklarındaki kafa dönmelerinin tek farkı, nörolojik kafa dönmeleri fazla yavaş gelişir ve fazla uzun zaman sürer. Kulak Burun Boğaz ile ilgili kafa dönmeleri 1-2 gün içerisinde gelişir ve çok şiddetli baş dönmesi görülür.Kalp ritim bozukluğu olanlarda vertigo tehlikesiBaş dönmesinin diğer bir sebebi de kardiyolojik olabilmektedir. Beyine giden damarlarda ve şah damarlarında daralma varsa, beyinin beslenmesi bozulacağı için kafa dönmesi ortaya çıkabilir.

Bu kafa dönmeleri baş dönmesinden fazla dengesizlik, güvenli olarak ayakta kalamama, büyük bir sallantı hissi gibidir. Yürek ritim bozukluğu olanlarda da kalp sebebi ile beyine yeterince kan pompalanamamasından ötürü bu tip kafa dönmeleri ortaya çıkabilir.Vertigo en çok hanımlarda görülüyorMenier rahatsızlığı (Kulağın tek tarafının içinde sıvı toplanması) kadınlarda sıkça görülen rahatsızlıklardan biridir. Menier hastalıkları � kadınlarda görülen bir hastalık olduğu için baş dönmeleri kadınlarda daha çok görülmektedir.Vertigonun kati tedavisi mevcut mıdır?Vertigo’nun asıl sebebinin araştırıldıktan sonra kafa dönmesinin neye bağlı olduğunun bilinmesi fazla mühim bir şeydir. Bu durumun sebebi şayet bir tümörse ameliyat gerekebilir.

Psikolojik ya da Menier hastalıklardan kaynaklı ise ilaç tedavisi ile baş dönmesi azaltılmaktadır. Tedavide asıl mühim olan vertigonun kaynağının bulunmasıdır. Psikolojik kökenli durumlarda ilaçla tedavi yöntemine başvurulur.

Sonbahar için en yeni bakım ürün tavsiyeleri.

Mevsim geçişlerinde cildimizde yaşadığımız sıkıntıları azaltmanızı, daha güzel ve bakımlı görünmenizi sağlayacak bakım ürünlerini sizin için seçtik!
Bliss – Peeling

Cildimize sürdüğümüz nemlendirici, gövde losyonu, bakım yağı bu gibi ürünlerin cilde nüfuz etmesi ve etki gösterebilmesi için cildi süre zaman ölü derilerden arındırmak gerekiyor. Bliss markasının ‘ ısı sağlayan tuz peelingi ’ cildinizi ölü derilerden arındırıyor, aynı zamanda kan dolaşımını arttırarak ‘ saunada terleme etkisi ’ yaratıyor. Bliss Boyner mağazalarında satılıyor.



Burt’s Bees – Tinted Balm
 0 doğal renkli dudak bakımı.
Burt’s Bees’in yeni Tinted Balm- Renkli Dudak Bakım Kremi- serisi 0 bitkisel bir formülden oluşuyor. İçeriğinde çiçek özleri, rutubet bakımından varlıklı Shea yağı, E vitamini ve balmumu bulunuyor. Hem dudaklara bakım yapıyor hem de hafif bir renk vererek sıhhatli ve hoş bir görünüm sağlamakta. Vişne, gül kurusu, kırmızı ve açık pembe renk seçenekleri bulunuyor. Burt’s Bees ürünleri Paraben, Ftalat, Petrokimyasallar bu gibi zararlı içerikler içermiyor. Boyner mağazaları ve eczanelerde satılıyor.


John Frieda- Full Repair Deep Conditioner – Onarıcı bakım maskesi
Biz hanımların, saçlarının güzelliği için yapmayacakları şey bulunmaz : boya, düzenli fön, röfle, şekillendirici maşa kullanması vs. Tüm bu uygulamaların uzun vadede sonucu çoğu zaman sönük ve cansız saçlar olmaktadır. John Frieda’nın Full Repair Deep Conditioner isimli onarıcı maskesi tam da bunları düzeltmeye yönelik oluşmuş bir reçeteye sahip. İçerdiği Inca Inchi yağı omega 3 açısından zengin ve hafif yapısıyla hasarlı saçları onarıyor. Dolgun ve sıhhatli bir görünüme kavuşmasına muavin olmakta.

Dengeli veSağlıklı Beslenmek İçin Bunlara Dikkat Edin.

Yemek yeme ile ilgili doğru ve yanlış bilgilere hakim olursak çağımızın rahatsızlığı obeziteyle savaşabiliriz. Nasıl mı?

Haber: Sağlıklı Beslenmek İçin Bunlara Dikkat!Bilgi çağındayız; internetten, mecmua, gazete, televizyonlardan çok fazla yönlü ve çok bir bilgi bombardımanına tutuluyoruz lakin; beslenmeyle de ilgili o kadar bilgiye karşın nasıl oluyor da beslenmeyle ilgili hala büyük sorunlarımız oluyor? Bu Günlerde dünyanın hemen hemen tüm bölgelerinde obezite oranı artıyor; bu hal yalnızca yetişkin bayan ve erkekleri değil, çocukları ve gençleri de etkiliyor. Kalp ve damar hastalıkları, diyabet, hipertansiyon, bazı kanser türleri, kas iskelet sistemi hastalıkları bunun gibi problemlerin oluşmasına, yaşam kalitesinin azalmasına ve ölümlere yol açan obezite, sırf küresel boyutta bir halk sağlığı problemi olmakla kalmayıp, ülke ekonomilerine menfi yönde etki eden bir unsur. Dünya Sıhhat Örgütü'nün istatistiklerine göre, 400 milyon obez ve 1,6 milyar çok kilolu bulunmakta… Bu rakamlar son otuz yılda ikiye katlandı. 2015'e kadar önemli bir artış olacağı tahmin ediliyor. 2015'te 700 milyon obez, 2,3 milyar çok kilolu olacağı tahmin edilmekte. Şişmanlık, alınan kalorinin harcanan kaloriden çok olması durumudur, yediğin besinlerle, harcadığın kaloriyi dengelersen mesele çözülür. Aslında çözümü bu kadar basitken obezite sebep bir sorun?

Ne kadar tükettiğimizin bilincinde değiliz Uzman Diyetisyen Simge Çıtak beslenmeyle ilgili çok çok bilgiye sahip olduğumuzu lakin bu konuda bilinçli olmadığımızı dile getirmektedir Türkiye'de en çok okunan 10 kitaptan üçünün beslenmeyle ilgili olduğunu söyleyen Çıtak toplumumuz yemek, diyet kitapları kadar merakla hiçbir kitabı okumamaktadır, Endonezya biberinden Meksika salatasına, Nijerya domatesinden İtalyan soğanına kadar beslenme ve yemeklerle ilgili her şeyi biliyor olmasına ve bitirdiğimiz diyet kitaplarının sayısının dahi göze çarpan olmamasına rağmen şişmanlık hala büyük bir sorun çünkü; sıradan vatandaş hala neyi, ne vakit, ne kadar yiyip içeceğinin çelişkisi içindedir. mesele; cemiyet olarak, domateste likopen olduğunu biliyor ama bir günde ne yediğinin ve ne kadar yediğinin bilincinde değiliz. Bilginin size faydası olursa mühimdir. Bildiğinizi davranışlarınıza, hayatınızda uygulamaya geçirmelisiniz. Önünüzdeki engelleri ayrım etmeliyiz Çıtak en başarılı olan danışanlarının, çoğunlukla ilk defa diyetisyene gelenler ya da beslenmeyle ilgili daha önce hiçbir şey okumamış olanlar olduğunu söylemiş ve bu durumu onu gerçekten dinleyebilmelerine bağlamıştır. 'Ben konuşurken, beni gerçekten duyuyorlar.

Dinlerken bilgi kirliliği yaşamadıkları için konuşmalarımı kendi filtrelerinden geçirerek duymuyorlar. Lakin bana danışanlar içinde çok fazla yanılanlar fazla bilenler olmakta. "Aslında ben de sizin kadar beslenme biliyorum diye başlayan cümleler, kişinin gerçekte beni hiç duyamayacağının göstergesi' demiştir. Uzmana teslim olun! Beslenme meselesinde bir seviye yakalamak ve bunu hayatınızın bir parçası yapmak istiyorsanız, herhangi bir uzmana gittiğinizde, ona teslim olabilmeniz başarının en mühim anahtarıdır. Bir uzmandan yardım istediğinizde izin verin ki, size yardım edebilsin. Bir diğer konu da aslında bu ülkenin insanlarının diğer kültürlerin sıhhat reçetelerine ihtiyacı olmamasıdır. Türk mutfağı, Batı'daki birçok mutfaktan çok daha zengin ve dengeli beslenmeye uygundur. Bizim mutfak geleneğimize göre bir tabak etli kabak dolması ve yoğurtla karnınızı doyurduğunuzda vücudunuzun ihtiyacı olan bütün gıda gruplarını karşılamış kalırsınız. Bu nedenle, kendi mutfak düzeninizi bozmadan sadece yediğiniz yiyeceklerin miktarının bilincinde şekilde bu problemi çözebilirsiniz.

Tartılırken bunlara dikkat Beslenmeyle ilgili bir diğer yanlış da her gün kilo verilebileceği düşüncesidir. Bütün gün tüketilen sıvı ve yemek miktarına, bedenin o gün içindeki ödemine, idrar ve kabızlık haline göre ağırlık gün içinde değişir. Sizin yemekten sonra almış bu gibi gördüğünüz kilo, gerçekte vücudunuzda depo edilecek olan yağ miktarı demek değildir. Gün arasında elde edilen tartı sonuçları yanlıştır ve kişilerde moral bozukluğu yaratmaktan diğer bir işe yaramaz. Ayrıca, diyet yaparken her gün düzenli kilo kaybı olmayabilir. Ya da gövde yağ yüzdesi düşüp, kas kitlesi artmış olabilmekte. Ancak kas kitle artışı tartıya kilo artışı bu gibi yansır. Oysa vücutta kas artışı fazla sıhhatli bir olaydır. Bununla Birlikte uzun süre ayakta kalmak, seyahat gibi nedenlerden ötürü vücutta ödem oluşturulmuş olabilmektedir. Bu hal birkaç gün içinde geçer, fakat tartıda kilo artışı şekilde görülebilir. Zayıflama düzenli olmak zorunda değil Ağırlık kaybı devam ederken, arada üç-dört gün kilo verilemeyebilir. Kilo verilmeyen günler 'Diyet yapıyorum fakat kilo veremiyorum' bahanesiyle diyetten vazgeçmek sıkça görülen bir durumdur. Halbuki diyete devam edilse, ağırlık kaybı da devam edecektir. Özellikle kadınlarda menstürasyon döneminde ve öncesinde oluşabilecek ödemlerden ötürü 1-2 kilogram ağırlık artışı gözlemlenmektedir.

Kadınlar gerçek kilosunu, bu devre bittikten üç gün sonra görebilir. Bu devirde tartılıp boşu boşu boşuna kendine kızmaya gerek bulunmamakta. Öte yandan tartıların zaman arasında kalibrasyonu bozulabilir, doğru kilodan sapmalar olabilmektedir. Bu sebepten dolayı ağırlık, her tartıda farklı çıkabilir, bu da yanıltıcı olabilmekte. önemli olan yalnızca kilo vermek değil, beslenme alışkanlıklarını uzun süreli değiştirmektir. Bu sebepten dolayı amacınız öncelikle dengeli ve yeterli beslenmek, sonra kilo kaybetmek olsun.

Beslenme hakkında adlandırılan bazı doğru ve yanlışlar nelerdir?
-Kısa süreli çözümler vaat eden diyetlerden uzaklaşın
-Hayat boyu uygulayabileceğin bir beslenme düzenine geçin.
-Kalori saymanın tutsağı olma. Doğru miktar ve kombinasyonu öğretecek bir beslenme uzmanından destek alın.
-Tek tip beslenme düzeninden kaçının
-Sevdiğin yiyecekleri doğru beslenme düzeninde kullanmayı öğrenin.
-Taze gıdaları hazır gıdalara tercih edin.
-Aşırı katkılı, şekerli ve yağlı yiyeceklerden uzak durun.
-Yiyecekleri sos yerine, baharatlarla tatlandırın.
-Gerçek kilo kaybı yağ kaybıdır. Vücudundan su atmaya odaklanmayın.
-Doyduğun zaman tabağı yarım bırakmayı öğrenin.
-Vücudunu sev, kendini aç bırakmayın.
-Bir öğünü çok aşırı yiyip, diğer öğünde kendini cezalandırmayın.
-Şekeri meyve gibi i doğal besinlerden alın.
-Her lokmanı 10 defa çiğneyin.

Kadınlarda rahim iltihabının belirtileri nelerdir?

Modern Tıp konusunda servisit olan rahim iltihabı jinekolojik problemlerin içinde bayanlarda en fazla rastlanan problemlerdendir.

Her yaştaki kadının rahim iltihabına yakalanma riski bulunmaktadır ve vajinal akıntı ile birlikte gerçekleşerek kişi tarafından anlaşılması zordur. Rahim ağzında enfeksiyonlardan dolayı husule gelen rahim iltihabı kolay bir jinekolojik muayene ile anlaşılabileceği bu gibi rahim iltihabı belirtilerini bilenler yönünden da kolayca teşhisi konmaktadır.

Peki nedir rahim iltihabının belirtileri?
Ekseri enfeksiyonların neden olduğu rahim iltihabı kadınların tane dönemlerinin derhal ardından akıntı biçiminde ortaya menfaat. Akıntının yanı sıra anormal kanamalarda görülmektedir. Ayrıca vajinada yanma, kaşıntı, münasebet sırasında ağrı, idrar yaparken acı hissi ve bel ağrıları da rahim iltihabının belirtileri içerisinde sayılır. Hafif geçirilen rahim iltihabı ekseriyetle pek bir belirti göstermez ve şikayete neden olmamaktadır iken, ağır vakalarda akıntı fazlalaşır ve kirli bir şekilde kokar.

Yüz, kol, ten kızarıklığına nelere iyi gelir?

Cilt kızarıklığı içi en etkili çözümler cildinize bitkilerle hazırlayacağınız maskeleri uygulamaktır. Peki bu maskeleri hangi bitkilerle hazırlayacağız diye merak ediyorsanız onunda cevabı yazımızda mevcut.

Sıkıntılı sebeplerden husule gelen cilt kızarıklıkları ile başı dertte olanlar için ten kızarıklığını tedavi edecek tabii yöntemlerin neler olduğunu bu yazımızda sizlerle paylaşıyoruz. Bu yazımızda size önerdiğimiz bilgiler yardımıyla ten kızarıklığı sorununuz geçecek ve dışarıdan aldığınız ürünleri kullanmanıza gerek kalmayacaktır. Hem paranız cebinizde olacak hem de sorununuzda sıhhatli yöntemlerle kısa zamanda kurtulacaksınız.

Öncelikle sizlere ten kızarıklığında en etkili olan maskeden bahsedelim ve hazırlanışı anlatalım.
2-3 adet at kestanesi
1 çay kaşığı elma sirkesi
Susam yağı

Hazırlanışı: At kestanesini iyice soyup rendeleyin. Bir kabına içine rendelediğiniz at kestanesini koyun ve susam yağı ile karıştırın. Susam yağını at kestanelerinin üzerine çıkacak kadar eklemeye dikkat edin. Bu karışımı on beş gün güneşte bekletin ve zaman dolunca üzerine elma sirkesini de ekleyip her akşam cildinize sürün. Cilt kızarıklığı için bir diğer maskede çilek maskesidir. 10 adet çileği püre durumuna gelene kadar ezin. Daha sonra çilek püresini cildinize sürün ve 10 beş dakika beklettikten sonra cildinizi yıkayın. Kuru ve hassas cilde sahip olanlar çilek püresinin içine süt kreması karıştırsınlar.

El ve ayak tırnaklarda morarma nedenleri

Kandaki oksijen miktarının azalması sonucu tırnaklarda husule gelen morarma tıpkı zamanda astım krizinde de oluyordur. Soluk darlığı ve hırıltıyla ortaya çıkan astım krizinde tırnaklarda morarma da görülür.Kronik bronşit hastalarının da tırnaklarında devamlı morarma bulunmaktadır. Kronik bronşit hastalarında ki tırnak morarmaları hiç geçmez.Bunun nedeni kandaki oksijen azlığına artık hastaların organizmalarının uyum sağlamış olmasıdır.

Yaşamınızda siyanoz diye isimlendirilen tırnaklarda morarma sıkıntısı kanda yeteri miktarda oksijen bulunmamasından kaynaklı bir sorundur. Üstelik siyanoz sadece tırnaklarda değil kulak memesinde ve dudaklarda da husule gelmektedir.


Tırnaklarda morarma tıpkı sürede amfizem hastalarında da görülür. Amfizem hastalığının ileri döneminde husule gelen tırnak morarmasının sebebi de yine kandaki oksijenin azalmasıdır. Kalp yetersizliği, akciğer damar tıkanıklığı, zatürre, pnömotaraksta da tırnaklarda morarma oluşur. Tırnaklarda morarmanın genel sebebi kandaki oksijen azlığı olduğundan siyanoz hastalarına oksijen takviyesi yapılmalıdır.

Bununla Beraber siyanoza neden olan hastalığında öğrenilmesi ve tedavi edilmesi zorunludur.